Araf (2012): Arada Kalanların Hikayesi

Güzin Tekeş
Güzin Tekeş
20 Eylül 2012

Yeşim Ustaoğlu, son filmi Araf’ta, arada kalmış olanların hikâyesini anlatıyor. Gitmekle kalmanın, sevmekle vazgeçmenin arasında kalmış olanların hikâyesini… Karabük’te bir mola yerinde çalışan Zehra ile Olgun’un, tıpkı bu mola yerinden gelip geçen araçlar gibi hayatlarından geçip giden insanları anlatıyor. Ve bunu o kadar çarpıcı bir atmosfer yaratarak yapıyor ki filmi izlerken tıpkı Zehra ile Olgun gibi izleyici de kaçıp gitmek istiyor bu hikâyeden. Yönetmen hem atmosferi hem de karakterleri öyle iyi çiziyor ki üçüncü sayfa haberlerinden ya da tebessümle izlediğimiz “youtube videoları”ndan aşina olduğumuz hayatların adeta içinde buluyoruz kendimizi.

Kısaca özetlemek gerekirse Zehra’nın onu sıkışıp kaldığı bu monoton hayattan kurtaracak erkeği beklediği, Olgun’un ise Andy Warhol’un unutulmaz sözlerindeki 15 dakikalık şöhrete bir an önce kavuşmaya çalıştığı hayatları, Zehra’nın bir düğünde kamyon şoförü Mahur’a âşık olmasıyla altüst olur. Burada bir soluklanıp o düğün sahnesinden bahsetmemek olmaz. Ustaoğlu öylesine gerçekçi bir düğün sahnesi çekmiş ki, düğün sevmeyen biriyseniz salondan kaçıp gidebilirsiniz. Aynı şekilde Olgun ve Zehra’nın gittiği “apaçi” müzikleri çalan disko sahnesi de bir o kadar gerçek. Yazık ki bu gerçekçilik film ilerledikçe azalmaya başlıyor. Ne Zehra’nın Mahur’a olan aşkı ne de ikilinin sevişme sahnelerindeki duygu seyirciye geçiyor. Anlaşılan o ki yönetmenin sevişme sahnelerini beğenmediği için bu sahneler üzerinde günlerce çalışıldığı haberlerine rağmen Ustaoğlu elindekiyle yetinmek zorunda kalmış.

Mahur karakterine hayat veren Özcan Deniz, filme popülariteden başka bir şey katmazken, neredeyse hiç diyalogu olmadığı için filme zarar da vermemiş. Diğer yandan, Nihal Yalçın’ın sergilediği üstün performansla filmin asıl yıldızı olduğunu kesin. Yalçın’ın tren istasyonunda adeta devleştiği monologu, Haluk Bilginer’in “Masumiyet”teki unutulmaz monologuna meydan okur nitelikte.

Filmde ana hikâyenin yanında verilen detaylar da oldukça çarpıcı. Olgun bir an önce “yırtmak” ve annesini bu hayattan kurtarmak isterken, annesinin apansız onu bırakıp gidişi belki de filmin en acıklı manevrası. Olgun ve annesi arasındaki denge böylesine ince işlenirken en az Özcan Deniz kadar sessizliğe mahkûm edilmiş babanın “kötülüğü”, yavruları olan bir köpeği zehirlemesiyle fazla göze sokuluyor. Diğer yandan Barış Hacıhan’ın başarıyla canlandırdığı Olgun karakterinin, aradığı şöhrete umduğu gibi olmasa da kavuşması filmin güzel detaylarından. Ancak genel görüşün aksine kan revan içinde çekilen düşük sahnesi hiç de öyle can alıcı değil. Ne yazık ki Neslihan Atagül’ün bu sahnedeki performansı da Mahur’a olan aşkı gibi seyirciye geçemeden öylece kalıyor.

Pek çok ödülü kucaklayacağı aşikâr olan “Araf”, son dönem Türkiye sinemasının ıskalanmaması gereken filmlerinden. Yine de bir kadın yönetmenden hele de Yeşim Ustaoğlu gibi bir yönetmenden keşke biraz daha incelikli bir film çıksaydı da gerek kırmızı kamyonla gerekse Kadir İnanır’ı çağrıştıran Mahur karakteriyle “Selvi Boylum Al Yazmalım”a göndermeler yapan film, aşka teslim olan küçük şehir kadını yine elindekiyle yetinmek zorunda bırakmasaydı.

 

Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu

Senaryo: Yeşim Ustaoğlu

Yapım: Türkiye, 2012

Oyuncular: Neslihan Atagül, Barış Hacıhan, Özcan Deniz, Nihal Yalçın, Yasemin Conka

Süre: 124′

 

guzintekes@gmail.com

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
4 votes, average: 2,50 out of 54 votes, average: 2,50 out of 54 votes, average: 2,50 out of 54 votes, average: 2,50 out of 54 votes, average: 2,50 out of 5