Another Earth (2011): Dramatik Bilimkurgu

Kaan Karsan
Kaan Karsan
18 Ekim 2011

“Bir ben daha var benden dışarı” mevzusu aslında bilimkurgu sinemasının yakın ya da uzak geçmişinde, televizyon dizilerinde ve romanlarda sıkça gündeme gelen bir konudur. Paralel evren teorisi, yani yaptığımız her seçimin gitgide genişleyen yeni bir evren yarattığı bilimsel iddia, şüphesiz ki bilimkurgu sinemasının geçmişinde olduğu gibi geleceğinde de iz bırakacaktır. Mike Cahill’in bilimkurgu hüviyetindeki psikolojik draması “Another Earth” de, son derece farklı bir yaklaşımla bu etkilenmeden nasibini almış.

Gökyüzünde beliren ve bizimkinin tıpatıp aynısı gibi gözüken alternatif gezegenimiz “Dünya 2”, filmimizin odak noktası elbette ki. Dünyamızın bizimkine benzeyen bir gezegenle tanıştığı ve doğal olarak bu haberle çalkalandığı bir dönemde, uzaya ve gökyüzüne büyük bir ilgi duyan esas kızımız Rhoda ise sarhoşken bir arabaya çarpıp bir ailenin hayatını mahvediyor. Aileden geriye yalnızca öfke dolu bir baba kalıyor.

Karşımızda işin bilimkurgu boyutunu alışılmışın dışında kullanan, derinlikli bir psikolojik drama var. Rhode’un dört senelik tutsaklık döneminin ardından yaşadığı vicdan azabı ile dünyanın tepesinde dikilen “öteki” dünyanın yarattığı heyecan birbirleriyle güzel bir şekilde ilintilendirilerek incelikli bir yönetmenlikle sunuluyor. Rhode’un gittikçe daha dayanılmaz hale gelen, yıkıcı dramı, öteki benliğine ulaşabilme heyecanıyla bambaşka bir boyut kazanıyor. Her şeyi biraz kendisi, biraz da öldürdüğü aileden geriye kalan tek kişi olan John için kolay haline getirmek amacıyla John’un dağılan hayatını, kimliğini gizleyerek toparlamaya çalışıyor. Dönemsel olarak bu kadar esrarengiz bir süreçte geçen film, bilimkurgu tonlarının yarattığı kendine özgü tatla, sıradan bir yöne sapabilecek bir yas öyküsünü başka bir şekilde sunmayı başarıyor. Bunun kuşkusuz en büyük nedeni de yönetmen Mike Cahill’in, bilimkurgu öğelerini filmin içerisinde fantastik yönleriyle değil “gerçek” yönleriyle yedirmesi ve bu sayede seyircisini bilimsel temeli aslında yeterince güçlü olmayan bir meseleye gerçeklik dozajıyla inandırması.

Mike Cahill, ilk filmini çeken her yetenekli yönetmen gibi, filmi stilize hale getirmek için elinden geleni yapıyor ve başarılı olmadığını söylememiz mümkün değil. Son derece hareketli, karakterlerine hızlıca yaklaşmaktan ya da uzaklaşmaktan çekinmeyen, durmak bilmeyen bir omuz kamerasıyla “oradalık” hissini daha ilk andan bize geçirmeyi başarıyor. Hatta aslında dogma tarzı bir kamera ve mekan kullanımının filmde hakim olduğunu söylemek dahi fazla abes kaçmayacaktır zannımca. Zira Cahill’in o yabancılaştırıcı gerçekliği, ele aldığı konunun benzerliği de hesaba katılarak yine bu dönem izlediğimiz Melancholia’yı hatırlatan bir tat bırakıyor damakta. Karşımızda Melancholia’dan çok daha iyi bir karakter yaratımı ve çok daha incelikli bir psikolojik felaket filmi olduğunu da fazla uzatmadan belirtmek gerekiyor. Hatta abartıp Lars von Trier’in karakterler konusunda Mike Cahill’den öğreneceği bazı şeylerin olduğunu bile söyleyebilirim belki.

Cahill’in kasvetli, ağır ve filmi için kusursuz olan karanlık atmosferinde hem güzelliğiyle, hem oyunculuğuyla, hem de filmin senaryosundaki ortaklığıyla güneş gibi parlayan Brit Marling ilerki senelerde adından çok fazla söz ettirecek bir senarist-oyuncu belli ki. Yine başarılı bir kompozisyon çizen Lost dizisinin Ethan’ı Willam Maphoter ile birlikte filmin tüm yükünü omuzlarına alan Marling, duyguyu izleyene hissettirme ve zaten iyi yazılmış karakterini gerçeğe çevirme konusunda neredeyse kusursuz bir iş çıkarıyor.  Bu da Cahill’in ne yaptığını bilen film yönetiminin yanına çok şey ekliyor ve bu mütevazi bilimkurgu filmini iz bırakır hale getiriyor.

Aslında son derece küçük bütçeli bir film olan Another Earth’ün belli başlı problemleri olmadığını söylemek de yanlış olacaktır. Zira karşımızda her ne kadar ele aldığı konuları başarıyla sunan bir eser olsa da, küçük ve kendi dünyasının dışına çıkamayan bir film var. Salona heyecan dolu bir bilimkurgu izleme hevesiyle gidenler kasvetli bir psikolojik dramayla karşılaşınca pek memnun olmayabilirler. Zaten bilimkurgu unsurlarını amaç değil araç olarak kullanan bir filmin herkese hitap edebileceğini söylemek de kolay değil. Bu bakımdan, karşımızda hazmı zor bir film var.

Sonuç olarak Another Earth, belli başlı sıkıntıları nedeniyle belli bir eşiği aşamayacak olmasına rağmen bu sene içerisinde izlediğimiz görülmeyi en hak eden işlerden biri.  Mike Cahill ve Brit Marling senaryo  yazımındaki birlikteliklerinin de devam etmesini gönülden istiyoruz. Karşımızda yetenekli bir ekip tarafından kotarılmış, özenli, derinlikli, sade ve kesinlikle iyi bir film var.

 

***

Kaan Karsan

kaankarsan@gmail.com

twitter

***

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5