Allegro (2005): ‘Bölge’de hayat var

Fatma Onat
Fatma Onat
14 Eylül 2011

Biri uğruna hayatınızdaki bütün düzeni altüst etmeyi göze aldığınız, bir tarafa hayatı diğer tarafa o kişiyi koyduğunuz noktada elinizden gidenlerin farkına varmanız büyük bir acı verir. ‘Yeniden Sev Beni’(Reconstruction) beni hem bu farkındalıkla hem de Christopher Boe ile tanıştırdığında herkes gibi bana da sürpriz olmuştu bu hoş karşılaşma. Yeniden bir film yapsa da izlesek heyecanı sarmıştı filmden ağzının tadıyla çıkanları. O heyecanı dindiren ve beklentinin karşılığını veren Allegro’ya kavuşmuştuk sonra.

“Hafızayla problemim var”

Allegro’da doğduğu şehri, aşık olduğu kadını ve tüm anılarını bilinçaltının minik sandıklarına saklamış bir piyanist, ‘Yeniden Sev Beni’deki genç adamın aksine kendi hafızasının üstünü kendisi örtüyor. Hatta o vakitler şehrimize konuk olan Boe’ye filmden sonra seyircilerden birinin “hafızayla bir alıp veremediğiniz mi var” diye sormasının nedeni de yönetmenin ilk filmindeki karakterinin de aynı dertten muzdarip olmasıydı. Bir sabah uyandığında ailesi dahil kimse yoktu hayatında. Aşık olduğu kadından başka kimse onu hatırlamıyordu. ‘Aşk’ ve ‘herkes’ birbirinden ayrılan iki keskin çizgiyse, hayattaki ‘herkes’ alınırsa elde kalanlar en net haliyle sunuldu bize. Hafızayla ilgili problemleri olduğunu kabul eden yönetmenin Allegro’sunda, hayatı zihniyle tartacak hafiflikte, mesleğinde en iyiyi yakalamak adına belki de bütün anılarını baştan kurgulayan piyanistin düştüğü boşluk var. Aslında ‘zihnini baştan kurgulaması’ da onu gerçeğiyle karşılaştığı sırada idare eden bir durum olmuyor. İşler bu noktada çıkılmaz hale geliyor zaten. Anılarını kitlediği sandıkların bulunduğu ve kimsenin içine giremediği  “bölge”yi ziyareti sırasında, piyanist o noktada hayatına verdiği yönü sorgulamaya başlıyor. ‘Bölge’ onun geçmişiyle yüzleştiği yer oluyor. Filmde, zihnin öteki tarafına geçişin metaforu olarak da adlandırılabilcek olan ‘bölge’ ye geçişler bir barın tuvaletinden yapılıyor. Yönetmen bunun derinlikli bir anlamı olmadığını, filmin senaryosuna başlanırken bir komedi tasarladıklarını ve ‘tuvaletten geçişi’ de bir komedi unsuru olarak kullanmayı planladıklarını söylemişti. Ama onun söylediklerini duymadığımızı varsayarsak, geçiş alanı olarak tuvaletin kullanılmasına yüklenilecek çok anlam olacaktır. Kendi gerçeğimizle yüzleştiğimiz en dürüst mekan olması açısından.

 

Kafa karışıklığına sebep kadınlar 

Boe’nin iki filminin ortak noktalarından biri, insanları aşk konusunda tedirginliğe sürüklemesi. O güzel hissiyatın insanı darmadağın ettiğine ya da eksik tarafıyla karşılaştırdığına inandırması. Yönetmenin kadınları hep ortalığı karıştıran, erkeklerin istikrarının önünü kesen kötü imajlı güzel kadınlar. Belki de erkeğin verdiği değerin uyandırdığı şüpheden kaynaklı olabilir bu durum. Kadınlar özel bir şey yapmadan bir hayatı altüst ediveriyorlar. Bu durum, erkeğin kadına vurgun olmasıyla ilgili de değil. Çünkü karşı tarafa duyulan aşk sırasında erkeğin zihni bütün doğal akışı bozuyor. ‘Aşk’ da kişinin planları içinde yarattığı bir kurgu oluveriyor. Öyle ki; piyanistin kız arkadaşına “sen olmasaydın seni yaratırdım.” demesi büyük ve derin bir duygunun ifadesinden çok, kişinin kafasındakine uygun birini bulmasının verdiği hazla örtüşüyor. Ya da “Senin aşkın beni neredeyse insanlaştırıyor.” iltifatının karşılığında seyircinin de kafasında beliren “Niye neredeyse?” sorusunu soran sevgilisine “E abartmayalım.” derken zihnindeki kurguda oturtamadığı yanlar olduğunu ve hala en mükemmelin arayışı içinde olduğunu gösteriyor. Bu da karşı tarafa yetersizlik ve güvensizlik duygusu verdiği için belki de huzurla ilerlemiyor filmdeki aşk hikâyeleri. Karakteri, gerçeğiyle karşılaştıracak yola sokan sevdiği kadını arayışı mı, yoksa kaybettiği piyano çalma yeteneğini akşam vereceği uluslararası konser için geri kazanma telaşı mı? İşinizde ve hayatınızda en mükemmeli yakalamak için aşkı es geçtiğiniz noktada, üzerini örttüğünüz bir hayat yeniden karşınıza çıkarsa onu nasıl ağırlamanız gerektiğine dair bir hikaye…Yönetmen hafızasıyla olan problemlerini, filmlerine konu ederek çözmüştür büyük ihtimalle. Bakalım film, izleyenleri bir çözüme mi yoksa kafa karışıklığına mı götürecek. Kimsenin hayatı Kopenhag’da bir Bölge’de kalmasın.

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5