Rembetiko (1983): Ağıtla Müzikal Arasında, Ağıda Daha Yakın

Tıpkı senin İzmir hakkında söylediğin gibi, birileri karar veriyor ve diğerleri bedelini ödüyor.

İki savaş, iki ülke, iki erkek arasında kalmış bir kadının, Marika’nın hikayesidir Rembetiko. 1924 mübadelesinden başlayarak İkinci Dünya Savaşı sonralarına uzanan kısa bir Yunanistan tarihidir. Adı üstünde, bir ağıttır. Bir başka deyişle müzikaldir. Aslında ağıtla müzikal arasında ağıda daha yakın olandır.

Costas Ferris’in 1984’te Gümüş Ayı alan efsane filmi Rembetiko, Marika’nın doğumuyla başlar. Bu noktadan itibaren biyografik özellikler görülür. Ancak filmin bilindiği üzere asıl mahareti tarihsel ve sosyolojik birçok unsuru bir araya getirmesidir. Film Lozan mübadelesi sonrası Yunanistan’a yerleşmiş halkı ve yaşadıkları sıkıntıları gözler önüne serer. Göç olgusunu sonuçlarına dikkat çeker, “Yunanistan’ın en büyük felaketi İzmir değildi, göçtü.” diyerek. Yalnızca Birinci Dünya Savaşı ve götürdükleriyle yetinmez İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Alman işgaline de değinir. Savaşın iğrençliğini seyirciye duyumsatmaya çalışır.  Bu duyumu da en iyi müzikleriyle yansıtır. Müziklerde saf acı vardır.

Konusu gereği müziğin hiç eksik olmadığı film mutsuzluklarını müzikleriyle ifade eden rebetleri konu alır. Rebet kelimesi Türkiye’den Yunanistan’a göçen Rum anlamını taşımaktadır. Film esnasında Türk-Yunan kültür sentezinden birçok parçaya rastlamak bu nedenle oldukça olağandır. Bunlardan birkaçı zeybekiko, sihirbaz gösterileri, davul zurnadır. Filmin ortalarına doğru İzmir’in Kavakları çaldığı esnada bir de ilan-ı aşk sahnesi mevcuttur. Ayrıca birçok müzik de oldukça tanıdıktır. Bunca savaşı ve sosyolojik ögeyi barındıran Rembetiko’da bir o kadar eğlence olması filmde Babis tarafından “Karmaşa olduğu zaman insanların eğlenceye daha çok ihtiyacı vardır.” şeklinde açıklanmaktadır. Ki zaten Yorgos’un geldiği gün Marika sarhoşken toplar gümbür gümbür patlarken meyhanede eğlenceye devam edilmesi de bunun ironik bir göstergesidir.

 

Filmde ayrıca dikkat çekilecek bir unsur da hikayedeki döngüdür. Marika ve annesinin meyhanelerde çalışma konusunda yaşadıkları bire bir örtüşürken(hemen hemen) aynı şekilde Marika’nın kızıyla da böyle bir benzerlik söz konusudur. Yatılı okula zorla götürülen kızı okuldan kaçarak bir meyhanede dans etmeye başlar, tıpkı annesinin küçükkken kaçıp sokakta dans etmesi gibi. Aynı zamanda önce Rosa yerine geçmeye çalışan Marika hakkında kıskançlık krizlerine girerken, sonra benzer davranışı Marika yerine geçmeye çalışan Matina karşısında göstermektedir. Bu da filmdeki döngülerden bir tanesidir.

Filmdeki beden dili kullanımı da oldukça bilinçlidir. Birçok kur yapma sahnesinde aktrislerin dirsek içlerini aktöre doğru yönelttikleri görülür. Bu da detaylara ne kadar çok dikkat edildiğinin bir göstergesi dahadır.

Toparlamak gerekirse tarihi birçok konunun toplumsal etkilerini anlatmayı amaçlayan film amacına duygusal anlatımı ve muhteşem etkileyici müzikleriyle ulaşmaktadır. Sonuç olarak siyasi olayların en çok etkiledikleri koltuk sahiplerinden ziyade oradan oraya kovalanıp duranlardır, nereye ait olduğunu bilmeyenlerdir. İşte bu insanlar duygularını müzikle anlatırsa tadından yenmez bir film ortaya çıkar…

 

Not: Yazı zigzagazgiz tarafından yazılmıştır.

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5