72. Koğuş (2011): Naif Ama Eksik

Kaan Karsan
Kaan Karsan
28 Mart 2011

Orhan Kemal’in fikri bile etkileyici olan romanından uyarlanan yeni nesil 72. Koğuş’a karşı önyargılı olmamak için hiçbir sebep yoktu aslında. İlk bakışta göz önündeki insanların isminden yararlanılarak yapılmış bir film gibi gözüküyordu. Hülya Avşar gibi her ne kadar ödülleri olsa da zannımca güven vermeyen bir oyuncuyla ve Yavuz Bingöl, Kerem Alışık gibi sinema kariyerleri tartışılabilecek oyuncuların başrolde olduğu bir filmdi en nihayetinde. Her ne kadar bu isimlerin yanında Civan Canova gibi usta bir oyuncu ve tiyatro yazarı olsa da, film ilk bakışta “casting”i nedeniyle umut vermiyor gibiydi. Tabii ki, bu işin kağıt üstündeki görüntüsüydü.

Filmin temeli cezaevi koşullarında yaşayan mahkumların acıları, sefaleti,  insanlığa özlemi, düşleri ve çelişkileri üzerine atılsa da, gücünün bir kısmını da içinde barındırdığı naif ve platonik aşk hikayesinden alıyor. Kaptan’ın Fatma’ya olan aşkı, izleyenler için iç burkan cinsten olduğu kadar, bir filmin dramatik altyapısı için gerçekten bulunmaz bir nimet. Özellikle Yavuz Bingöl’ün karakterine kattığı o saflık, Hülya Avşar’ın tepkisiz ve sönük oyunculuğuna rağmen filme hoş bir tat kazandırıyor.

Film başlar başlamaz size kendisinin el emeği, göz nuru olduğunu hissettiriyor. Yönetmen Murat Saraçoğlu çok önemli ve duygusunu fazlaca hissettiren birçok sahne yaratmayı başarmış. Kamera kullanımı ve oyuncu yönetimi son derece başarılı. Filmin asıl başarısı ise kesinlikle görüntü ve sanat yönetmenliğinde. Film görüntü yönetmeni Demian Barba ve sanat yönetmeni Mustafa Ziya Ülkenciler’e çok ama çok şey borçlu. Filmin atmosferi üzerinde en büyük etkiyi yaratan bu iki önemli gereksinim, filmi taşıyan en önemli unsurlar. Filmin hafif puslu, karanlık görüntüleri o hapisanenin karanlığını yansıtmakta çok başarılı. Mekan tasarımları ve kamera açıları da o karanlığı teknik olarak kusursuz bir şekilde destekleyince teknik anlamda bu yönlerden başarılı bir film ortaya çıkmış. Filmin en büyük sorunu ise, bütün bu teknik başarılara rağmen, teknik bir hususta. Bu olgunun adı: Kurgu.

Filmin kurgusu, temposunu öyle bir baltalıyor ki bir türlü duygu tutarlılığı sağlanamıyor. Seyreden, bir türlü olayların akışına hakim olamıyor. Bazı sahneler çok uzun, bazıları ise çok kısa sanki. Olay akışında “atlanmış sahneler var” hissi, öyle boşluklar yaratıyor ki, seyirci filmden mütemadiyen uzaklaşıyor. Filmin barındırdığı çok güçlü anlar, çok güçsüz anlar tarafından hafifletiliyor. Film tam karnınıza tokat attığı an, bunu size unutturacak yollara gitmeye karar veriyor. Kurgudaki bu tutarsızlık filmin çok fazla dağınık olmasına neden oluyor ve filmin değerini azımsanamayacak derecede azaltıyor.

 

 

Filmin çok parlak bir senaryosu olduğu da söylenemez. Eldeki harikulade malzemeden böyle sıradan bir senaryo çıkması film açısından bir eksiklik olmuş. Daha iyi diyaloglar ile filmin etkisi katlarca arttırılabilir gibiydi. Hele filmde bir zamanın ve bir dış mekanın olmaması inandırıcılığı çok aşağı seviyelere çekmiş. Orhan Kemal’in İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesindeki Türkiye’nin durumundan güç alan romanı, sinema uyarlamasında bu açıdan eksik kalmış. Senarist Ayfer Tunç’un önceki filmi Usta için yazdığı senaryo, 72. Koğuş için fersah fersah ileride, en azından bunu söyleyebiliriz.

Bir diğer sorun da kesinlikle müzik kullanımında. Bu ülkede elbette abartılı müzik kullanımına alıştık, diziler sağolsun; ancak bir sinema filminin sırtını tamamen vurucu müziklere dayaması, biraz sıradan ve aşırı kaçmış. Ayrıca sahnelerdeki duygu yoğunluğunu arttıracağı yerde, kimi zaman azaltmış. Murat Saraçoğlu’nun aynı hatayı yaptığı “120” filmi de benzer sorunlardan muzdaripti.

Oyunculuklar ise önyargıları yıkıp geçebilecek cinsten. Mesela bir Kerem Alışık’ın kolay olmayan “çıkarcı” bir karakteri canlandırdığı rolünde hiç de fena bir performans sergilemediğini, Yavuz Bingöl’ün işin içinde Nuri Bilge Ceylan’ın parmağı olmadan da oyunculuk yapabildiğini göstermesi açısından da sevindirici bir film. Filmin en usta işi performansı da, daha önce “Eve Dönüş”’deki kötü adam rolüyle Antalya’da en iyi yardımcı oyuncu Altın Portakal’ını alan Civan Canova’ya ait. Canova, tüyler ürpertici bir karaktere, tüyler ürpertici bir oyunculukla can veriyor.

Şöyle bir derleme yapmak gerekirse, orta karar bir film 72. Koğuş. Çok daha lezzetli olabilecekken, tuzu biberi unutulmuş bir yemek. Zaten bir filmin teknik açıdan hem övülebilecek, hem de yerilebilecek bu kadar özelliği varsa, o filmde değişik bir tatsızlık var demektir. Yine de, çeşitli önyargıları kırması açısından bir amaca hizmet eden bir film. Murat Saraçoğlu, ilerisi için umut vermeye devam etse de, çeşitli yanlış tercihleriyle bu filmde sınıfı ucundan geçebiliyor.

 

Yönetmen: Murat Saraçoğlu

Senaryo: Ayfer Tunç

Yapım: Türkiye, 2010

Oyuncular: Yavuz Bingöl, Hülya Avşar, Kerem Alışık, Songül Oden

Süre: 97′ 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5