48. Altın Portakal Ulusal Yarışma Filmleri


Ezgi Küçüktuğsuz
12 Ekim 2011

“…Ve kadın dünyaya dokundu” ana temasıyla yola çıkan festivalin ulusal yarışma filmleri arasında tek bir kadın yönetmen var: Çiğdem Vitrinel. Benim kendisinden hemen festival öncesi yeni haberim oldu ve azıcık incelemeyle anında merak ettirdi kendini ve filmi Geriye Kalan‘ı.

Kadın gözünden, kadınların günümüzde toplumumuzda yaşadığı büyük ikilemlerinden birine değinecek olması beni oldukça heyecanlandırdı. Geriye Kalan, evlilik, ilişkiler, kadının kendini konumlandırması, cinsellik, aldatma gibi konuları irdeliyor. Evlilik güvenli bir sığınak mı yoksa renksiz bir görev bilinci mi? Boşanmak sonsuz bir özgürlük mü dipsiz bir yalnızlık mı? Aldatmak meşrulaştırılabilir mi? Görmezden gelmek ya da görmezden gelmiş gibi yapmak mıdır gereken? Sayısız insanın da her gün boğuştuğu sorular aslında bunlar.

Film, “her şeye sahip” olduğu için mutlu olması gereken “dişi kuş” model kadının erkeğe olan yaklaşımını ağır bir dille eleştiriyor. Mutlu olması gereken dedim çünkü evi, eşi, çocuğu olan kadının tüm ihtiyacı ve yaşam gayesi buymuşcasına bir hoşnut olma hali içinde bulunduğunu ve çevre/toplumun da bunu onaylar vaziyette olduğunu görüyoruz. Bu kutsal durumdur ve bozulmaması için kadının emek sarf etmesi hatta acı çekmesi doğaldır.

Anaç kadının, kocasına karşı tavırları da bu büyük eleştiri dahilinde. Kocasının arkasını toplayan, tüm hizmetlerini yerine getirmekle yükümlü olan bu kadın cinsellikten zevk de almaz. Çift dışardan ne kadar üst sınıf/modern görünseler de aslında kocasıyla eşit değildir. Üstelik en kötüsü de tüm bunları çoktan kanıksamış, içselleştirmiş oluşudur; hiçbir şey için kocasını suçlamaz, aklına bile gelmez bu.

Öte yandan, zor olanı yapmış , o korunaklı evlilik kalesinden çıkıp kendi ayakları üzerinde durabilmiş güçlü kadın… O güçlü ama yalnızdır. Özgür ama eksik hisseder kendini. Cinsellikten, beraberlikten keyif alır daha renklidir ve bu yüzden daha cazip. Tabi ki bu hoş karşılanmaz, cezalandırılır.

Filme dair en büyük eleştirim ise tüm bu sarsıcı konuları ele alırken erkek figürüne çok yanlı davranmış olması. Kadını da sahip olunacak bir meta olarak gören, dinlemeyen ve hatta sevmeyi bilmeyen ve her şeyin suçlusu gibi gösterilmesi biraz fazla geldi açıkçası. Çok harika, etkileyici muhteşem bir film filan değil ama söyleyecekleri olan ve bunları kıvırmadan dan dun söyleyen önemli bir film olmuş Geriye Kalan. Törenden elleri boş dönmeyeceklerine inanıyorum.

Gelelim tartışmalı, tepki alan filme: Hangi Film . İsmi bir grup üniversiteli gencin kendi aralarındaki bir oyundan geliyor. Her biri kendi içinde sorunları olan, bu sorunlarla baş etmeye veya beraber yaşamaya çalışan kafadarlar bir arkadaşlarının evine “takılmaya” giderler ve olaylar gelişir. Şiddetin her kesime ait olabileceğini vurgulayan filmde eleştirilecek bir çok yön var, örneğin karakter çözümlemelerinin çok alelacele yapılmış olması. Filmin ilk beş dakikasında iki karakterin sorunu/özelliği/takıntısı lönk diye veriliyor. Reisleri olan arkadaşlarınınki canlandırılırken asıl eylemi dayandırdıkları sıkıntıya sahip bu yüzden en önemli olması gereken karakterinki ise iki kuru cümleyle geçiştiriyorlar.

Daha sonra da en çok tepki veren karakterin dahi bazı şeyleri kabullenip artık kanıksaması da ilginç. Yani şiddet bazı geçerli bir sebebi olan kişilerden geldiğinde mi normalleşir yoksa bazı kesimlere uygulanması mı normal diye sorduruyor insana.

Bazı konuları eleştirmek isterken yani hem suya sabuna dokunup hem de bi takım mevzulara nötr yaklaşmaya çalışmaları açısından biraz dağınık bir film olmuş diye düşünüyorum. Çıkış noktası güzel ama yolda kaybolmuş gibiler. Oyunculuklar başarılı.

Gelelim…Olaylı dememin sebebi ise filmden çıkanların veya kalıp cık cık cık diye homurdananların olması ve bir de söyleşide birkaç noktaya çok vurgu yapılması: küfür. Evet filmde çok küfür var, net. Ancak bu insanların neden bu kadar abarttığına anlam veremiyorum açıkçası, çünkü bu insanlar gerçekten varlar ve kendi aralarında böyle konuşuyorlar. Yönetmen de ısrarla bunu söyledi ancak anlatamadı bir türlü sanırım. Ben küfür savunmuyorum, çok da rahatsız edici buluyorum ancak noktalama işareti olarak küfür kullanan milyonlarca erkek var ülkemizde, bu bir gerçek. Tıpkı eşcinsellerden tiksinen rahatsız olan milyonlarca insanın olduğu gibi…

Egemen Sancak‘ın ilk yönetmenlik denemesi olan filmde kendisi de oynuyor: http://vimeo.com/29036799