18. Gezici Festival Önerileri

Sinan Yusufoğlu
Sinan Yusufoğlu
30 Kasım 2012


Sinema okulu işlevi gören festivaller vardır; usulca yaparlar bunu, sadeliğiyle büyüleyen hocalar gibi; az konuşup çok şey öğretirler. Ankara Sinema Derneği’nin 18 yıldır yaptığı Gezici Festival de işte o hocalardan biri yıllardır. Şatafatlı gösterilerden, belediyelerin rekabetçiliğe dönüşen müsamerelerinden ve ‘ünlü’ isimlerin magazin basınına malzeme yaratacak gürültüsünden uzak; sadece sinemayı dert edinerek yoluna devam ediyor Gezici Festival. 18 yıldır Türkiye’nin birçok kentinde sinema dersliği açar gibi; yüzlerce ustayı ve filmlerini sinemaseverlerle buluşturuyor.

Gezici Festival, büyük usta Godard’ın “Sinema hancı değil, yolcudur” sözünün izinden gidercesine uzun bir yolculuğun duraklarını bir bir geçti. Şimdi 18. yılında yeni bir durağa yanaşıyor; Ankara’yla başlayıp Sinop’a uzanarak oldukça dolu bir film programını festival takipçilerine ulaştırıyor.

İşte o programdan Gezici Festival takipçileri için hazırladığım film listesi.. İyi Seyirler.


18. Gezici Festival Film Önerileri

1. Aşk / Amour
Yön: Michael Haneke

Cannes’da büyük ödüle uzanan usta yönetmen Michael Haneke’nin son ‘cevher’i yaşlı bir karı kocanın ölümle sınanan aşkına oldukça duygusal bir yerden bakıyor. Haneke’nin seyirciyi sertlilike sınadığı dünyasının sınırlarında ise yaşlılık ve ölüm var. Amour, kuşkusuz Gezici Festival’in en sert ve uzun süre akıldan çıkmayacak filmlerinden biri olacak.

2. Leopar / Il Gattopardo
Yön: Luchino Visconti

Bir roman sinemaya nasıl uyarlanır sorusunun en incelikli cevaplarından birini veriyor İtalyan sinemasının büyük ustalarından Visconti. Aristokratların artık güçlerini yeni kent soylu zenginlere devrettikleri ‘kabullenme’ döneminde geçen hikayesi ve bireyden yola çıkarak yaptığı toplum arkeolojisi uzun süre akıllardan çıkmayacak bir başyapıta dönüştürüyor filmi. Filmin finalinde yer alan neredeyse 1 saatlik balo sahnesi (Alain Delon’un muhteşem oyunculuğunun da etkisiyle) sinema derslerine konu olabilecek nitelikte. Bu başyapıtın restore edilmiş kopyasını perdede izlemek de Gezici Festival seyircisinin çok şanslı olduğunu gösteriyor.

3. All That Jazz
Yön: Bob Fosse

Fellini’nin ‘8 Buçuk’ filminden izler taşıyan bu otobiyografik müzikal, yönetmen Bob Fosse’nin filmin karakteri Gideon üzerinden kendini perdede yeniden yaratması bir bakıma. Kısa süreli bir çöküş hikayesi de diyebiliriz All That Jazz için… Halüsinasyonlar, geçmişe dönüşler, ölümle yüzleşmeler… Bu çöküşten muhteşem bir müzikal çıkaran Fosse’un yönetmenlik kabiliyeti, başrolde yer alan Roy Scheider’in usta oyunculuğuyla birleşince ortaya uzun süre unutulmayacak bir film çıkıyor. Tuncel Kurtiz’in filme dair yapacağı sunum da cabası…

4. Her Türlü Kuşkunun Ötesinde Bir Yurttaş Hakkında / Indagine Su Un Cittadino Al Di Sopra Di Ogni Sospetto
Yön: Elio Petri

Tuncel Kurtiz’in ‘bir daha bir daha’ izlemekte ne kadar haklı olduğunu gösteren bir diğer film Elio Petri’nin “… Bir Yurttaş Hakkında” filmi. Yönetmen bizi Kafkaesk bir dünyada gizemli bir polisiyeye sürüklüyor ve otoritenin kendine dönük silahını oldukça alaycı bir dille gözler önüne seriyor. Filmi restore edilmiş kopyasından izleyecek olmanın keyfi bir yana; Tuncel Kurtiz’in filme dair sunumu da bu gösterime ayrı anlamlar katacak kuşkusuz.

5. Düşler Diyarı / Beasts Of The Southern Wild
Yön: Benh Zeitlin

Doğal düzenin çöktüğü bir dünyanın (deltanın) ortasında bir başına kalan ama umudunu yitirmeyen küçük bir çocuğun hikayesi, fantantik öğelerle birleşince ortaya Düşler Diyarı gibi güçlü bir film çıkıyor. Yönetmen Benh Zeitlin bu ilk filminde zor ve riskli bir hikayenin altından ustaca kalkmayı başarıyor. Düşler Diyarı festivalin en merakla beklenen filmlerinden biri.

6. Küf 
Yön: Ali Aydın

İlk filmi olmasına rağmen oldukça olgun bir filme imza atan Ali Aydın, filmin hikayesini Cumartesi Anneleri’nden esinlenerek yazdı. Venedik’te en iyi ilk filme verilen “Geleceğin Aslanı” ödülünü de alan Küf, 18 yıldır oğlundan haber alamayan bir babanın bekleyişi üzerinden uzun süre akıldan çıkmayacak bir hikaye yaratıyor. Sessizliğinde yüzyıllara sığan bir acıyı biriktirmiş olan Basri’yi ete kemiğe büründüren Ercan Kesal’ın oyunculuğu hikayenin etkisini katbekat artırırken; filmin güçlü atmosferi, görüntü ve sanat yönetimi de Küf’ü kuşkusuz festivalin ve yılın en iyilerinden biri yapıyor.

 7. Orada Burada / Aquí Y Allá
Yön: Antonio Méndez Esparza

Yönetmen Esperza bu ilk uzun metraj filmi Orada Burada’da ülkesi Meksika’nın dağlık bölgesindeki evine dönen Pedro’nun karısı ve kızlarıyla bir araya geldiğinde yaşadığı tereddüt ve huzursuzluğu minimalist bir sinema diliyle ortaya koyuyor. Mekanlar ve karakterlerin dinginliğinin oldukça ölçülü bir sinemayla perdeye taşındığı filmde, işçi Pedro’nun yaşadığı hayal kırıklıkları, tutunamayışı ve sakinliği ABD’de çalıştığı ağır işçilik şartları düşünüldüğünde daha da anlam kazanıyor.

8. Kaplanın Yılı / El Año Del Tigre
Yön: Sebastian Leilo

Filmin baş karakteri Manuel’in hapis yattığı Güney Şili’deki hapishane şiddetli bir depremle yıkılınca Manuel ve diğer mahkumlar kargaşanın ortasında kaçıp ailelerine ulaşmaya çalışırlar. Depremin ardından yaşanan Tsunamiyle karısını ve kızını kaybeden Manuel’in arayışı hapisten kaçarak ‘özgür’leşen bir adamın umutsuz çaresizliğine dönüşerek seyirciyi derinden etkiliyor. Ölüm ve kaosla sınanan bu çelişkili özgürlük hali, doğanın baş edilemez zalimliği ve insanlığın sınırlarıyla ölçüldüğünde ortaya Manuel’in ülkesi gibi ‘parçalanan’ hayatının oldukça sert anlatısı çıkıyor.

9. Annemin Kollarında / In My Mother’s Arm
Yön: Atia Jabarah Al-Daradji, Mohamed Jabarah Al Daradji

Festivalin ‘Savaşla Büyümek’ bölümünde gösterilen iki belgeselden biri olan Annemin Kollarında, Irak’ta savaş sonrası yetim kalan çocukların zor yaşamına götürüyor seyirciyi. 32 çocuğun savaşın gölgesinde var olma mücadelelerini anlatan belgesel, onlara bakan Huşam’ın bu çocuklar için yorulmaksızın çalışmasını oldukça etkileyici bir biçimde aktarıyor. Savaş sonrası Irak’ı çocukların ‘parçalanmış’ dünyası üzerinden perdeye taşıyan Annemin Kolları’nda uzun süre akıldan çıkmayacak belgesellerden.

1o. Zerre
Yön: Erdem Tepegöz

Festivalde gösterilecek bir diğer ilk film Türkiye sinemasında pek rastlamadığımız bir işçi kadın hikayesi üzerinden kuruyor meselesini. Erdem Tepegöz bu ilk filminde güçlü bir sinema diliyle etkileyici bir film kazandırıyor Türkiye sinemasına. İstanbul’da hasta kızı ve yaşlı annesiyle yaşayan ve onlara bakmak zorunda olan işçi bir annenin hikayesi; işçi sınıfının gün geçtikçe zorlaşan yaşamına dair bir ağıt gibi. Zeynep karakterine hayat veren Jale Arıkan’ın oldukça etkileyici oyunculuğu da uzun süre akıldan çıkmayacak nitelikte.

11. Domuzların Kralı / Dae Gi Eui Wang
Yön:  Sang-ho Yeon

Güney Koreli yönetmen Sang-ho Yeon, ilk uzun filmi Domuzların Kralı’nda şiddetle örülmüş fantastik ve karanlık hikayesiyle anime severlerin kaçırmaması gereken bir filme imza atıyor. Etkileyici çizgileri ve gerilimin her an arttığı atmosferiyle uzun süre akıldan çıkmayacak bu anime, geçmişin peşimizi bırakmayan hayaletlerini, güç ve iktidar gibi derin mevzular üzerinden tartışırken; ayrımcılığın ve korku kültürünün peşimizi bırakmadığı bir dünyayı da sert bir biçimde hatırlatıyor.

Bu filmlere de dikkat!

Nashville, No, Siirt’in Sırrı, Kan Akmalı- Gizlice Nazilerin Arasında, Yarın, Onur Yürüyüşü, Perşembeden Pazara ve Makine Adam filmleri de festivalin yoğun programı içerisinde gözden kaçmaması gereken önemli filmler.  Özelikle Amerikan bağımsız sinemasının büyük ustalarından Robert Altman’ın başyapıtlarından biri olan Nashville’i perdede görmenizi öneririm. Bir de Almanya’da büyük tartışmalar yaratan Kan Akmalı-Gizlice Nazilerin Arasında filminin yönetmen katılımlı gösteriminin gerçekleşeceğinin de altını çizelim.

Gezici Festival programı için: http://www.gezicifestival.org 


Sinan Yusufoğlu

sinan.yusufoglu@gmail.com