1408 (2007): 1408 Kere 1408!

Mike, (hoş mu hoş yazarımız John Cusack) belasını arar bir şekilde tutturuyor da tutturuyor “1408” numaralı oda diye! “1408 kere söyledim sana o odada kalma diye. Tamam! Al sana 1408 numaralı odanın anahtarı, kendin kaşındın!” dercesine verir anahtarı otelin yöneticisi Mr. Olin -bir o kadar da ürkütücü Samuel L. Jackson-

Mike Enslin, doğaüstü olaylar üzerine kitaplar yazar. Yazdıklarına kendi inanmaz, hatta üzerine üzerine gider yazdıklarının… Derken, Mr. Olin’in karşı çıkmaları onu daha da kışkırtır ve yunuslardan sevimli (!) Dolphin Oteli’nin “1408” numaralı odasına yerleşir.

Odaya ilk girdiğinde, insanların yine ne kadar saçma bir inanış içinde olduklarını düşünür. Neymiş; yok biri camdan atlamış, yok biri boğulmuş, yok biri hastalıktan ölmüş… Taaki, klasik olarak benzer olaylar Bay Enslin’ın başına gelene kadar… Ama kahramanımız yine de inanmaz tabii ki “1408 numaralı” odanın lanetine… Tesadüftür; “otel odaları her zaman ürkütücü ve korkutucudur” zaten. Korku ve gerilim filmlerinin vazgeçilmez klişeleri başlar bu kez: Duvardan kanlar akar, bebek ağlar, masum bakan küçük kız belirir (ama bu kez kendi kızıdır), anahtar kırılır, kapı kolu kırılır vs. vs. Ve başlar klostrofobik gerilim filmimiz…

Mike hemen de pes eder ve “1408” den çıkmak için “çabalamaya” başlar. Kapının kilidi kırılır, bir yandan sinir bozucu bir şekilde bebek ağlar ama onu kimse duymaz ve çok katlı otelin üst katlarındaki “1408”in penceresinden yan odanın penceresine geçmeye çalışmasıyla beni de gerer. Çünkü Mike ne kadar ilerlese de başka bir pencere -dolayısıyla oda- yoktur ve genel planda görürüz ki, aslında otelin tek odası 1408’dir! Ve beni de nerdeyse en çok bunaltan, empati (Word’de yazarken bu kelimenin Türkçe’sini “duygudaşlık” olarak verdi, bilginize) yapmama neden olan, fobiye sokan sahne burasıdır.

Filmde eğlenceli ve kaliteli bulduğum noktalardan biri, “1408” deki merhumların akli dengelerini yitirerek ölüme gidişlerini anlatan animasyonlardı. Gerçekten çok şirin geldiler bana nedense?! O şirinlik de bir sinir bozuculuk barındırıyordu içinde. Mike’ın hastalıktan ölen; “Baba, topum kaçtı alır mısın?” bakışlı kızının da gerçekten ölmesi ve bir daha canlanmaması, filmimizi klişeden kıl payı kurtarıyor.

Oyuncularımıza gelince; genelde romantik-komedi filmlerden tanıdığımız John Cusack kaydadeğer bir oyunculuk sergiliyor, gerilim tarzında da seyircisini inandırıyor. Samuel L. Jackson ise, tabiî ki yine gayet soğukkanlı doğru seçilmiş bir otel yöneticisi. Ama Mr Olin, Mike’ı odada yaşamaması için ikna edemiyor işte… Ben biraz pazarlama kokusu aldım Mr. Olin’in bu davranışında. Zaten filmde de sözü edilen otellerin pazarlama yöntemlerinin bu şekilde işlemesi. İnsanlar “1408” no’lu odayı merak ediyorlar ve 1406’da ya da 1410’da kalıyorlar; karşı odada ya da alt katta, üst katta… Ama Mr. Olin’in Dolphin Oteli’nde…

Film, Stephen King’in “1408” adlı kısa öyküsünden uyarlama. Ve yönetmen Mikael Håfström’i de “Şeytana Karşı” ve “Raydan Çıkanlar” filmlerinden tanıyoruz. Yönetmen… evet germeyi başarıyor. Beni klostrofobiye sokmayı başardı birkaç saatlik de olsa… Filmin, www.1408-themovie.com adresindeki sitesinden de “1408” no’lu odanın ruhunu yaşayabilirsiniz. Aman çok kalmayın sitede…

 

Bu yazı hohlem tarafından kaleme alınmıştır.

 

Yazarın Puanı:
Ekşi Sinema Puanı:
0 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 50 votes, average: 0,00 out of 5